İyi Reklam İçin Çok Para Gerekiyor Anlayışı “OUT”

28 Aralık 2017
11 Paylaşım 74 Görüntüleme

Haşlanmış kurbağa teorisini hiç duydunuz mu? Bence duydunuz. Daha doğrusu gördünüz. Yani Facebook’ta, Twitter’da arkadaşlarınızdan biri bu teoriyi siyasi veya toplumsal bir yanlışa vurgu yapmak adına en az bir defa paylaşmıştır. Hiç şüphesiz siz de like etmişsinizdir. Peki bu teori reklam sektörüne uyarlansaydı nasıl olurdu?

Bana kalırsa bugünün girişimcileri çok şanslı fakat haşlanmış kurbağa fenomeninden hiç ders çıkarmıyorlar. Hem her fırsatta “inovasyon”a vurgu yapıyorlar hem de “klasik KOBİ kafası”nı terk etmiyorlar.

Jack Welch’in tabiriyle “sınırdakiler”den olmayan her girişimci, düpedüz klasik KOBİ kafasındadır. Üstelik bahsedeceğim şey öyle üzerine çok düşünülerek alınacak bir karar değil, yani “sınırdakiler”den olmak sanıldığından daha kolay. Yeri gelmişken söyleyeyim; Jack Welch, lideri tanımlarken; “en zor kararları almaktan utanmayacak olan liderlere sınırdakiler” diyor.

“Klasik KOBİ kafası”nda en zor karar ise reklam anlayışını değiştirip değiştirmemekle ilgilidir.

Haşlanmış kurbağa fenomeninden ders çıkarmayan grupların başında işin PR ayağını yürüten reklam ajanslarıdır.

Bugün özellikle Anadolu’da –belki bunun içine Ankara ve İzmir’i de katabiliriz- en mühim problemlerden biri inovasyon sahibi PR ajanslarının olmayışıdır. PR ajansının inovasyon sahibi olup olmadığını anlamak içinse ajansın işlerine genel anlamda göz atmak yeterli olacaktır.

 

 

Reklam veren firmaların tümünü aynı açıdan seyreden, sektör farkı gözetmeksizin bütün şirketleri tek potada gören ajans sıradandır. Çok büyük bir sürpriz (yatırım – sermaye) olmazsa yavaş yavaş kaynayıp nihayetinde sıcağı fark etmeyen kurbağa gibi haşlanırlar. Yeri geldiğinde orijinal ve düşük bütçeli reklam fikirleri üreten ajans ise Welch’in tabiriyle “sınırdakiler”dendir.

Onlar haşlanmadan evvel tencereden zıplar ve kurtulurlar. Isındıkları yanlarına kâr kalır…

Haşlanmış kurbağa teorisinin diğer mağduru ise direkt olarak “KOBİ”lerdir. Girişimcimiz devlet desteği veya şahsi sermayesini kullanarak bir firma kurdu. Geliştirdiği veya zaten kullanılagelen bir iş fikrini hayata geçirip mağazasına / ofisine / dükkânına tabelasını astı.

Her şey mükemmel!

Peki sıradaki adım nedir?

Pazar, tüketici, rakip ya da lokasyon analizi mi? Olması gereken budur fakat Türkiye’deki KOBİ’ler için süreç hiç de olması gerektiği gibi işlemez. Bir KOBİ tabelasını asıp, kartvizitini bastırır ve müşteri aramaya başlar. Dolayısıyla sıradaki adım analiz yahut strateji değil müşteridir.

“KOBİ”nin bu aşamadan sonra atacağı her adım aleyhine delil olacaktır. Zira bir işletme ilk 6 ay içinde belirli bir konumlandırmayı, kurumsallığı yakalayamazsa haşlanır. Açıkçası zaten meselenin analiz kısmını es geçip direkt müşteri aramak, diğer bir ifadeyle, pazarlamayı ihmal edip satışa odaklanmak, markalaşmayı ve kurumsallaşmayı ötelemek haşlanmayı kabul etmenin dolaylı yoludur.

Eğer “klasik KOBİ kafası”nda bir girişimci tarafından yönetiliyor ve haşlanmış kurbağa olayından ders çıkarmayan bir ajans tarafından PR’ı yapılıyorsa üzgünüm ki o “KOBİ” feci halde haşlanacaktır.

Problemin nedenini ana hatlarıyla konuştuk şimdi de çözüme yönelik birkaç ipucu vermeliyiz.

• Girişimci bir konuda aksiyon almadan evvel kendine zaman tanımalı. Batı’da buna fikrin üzerine uyumak denir. Dolayısıyla girişimci çığır açan fikirleri yahut radikal kararları uygulamadan önce fikrin üzerine uyuma disiplinini felsefe edinmiş olmalıdır.

• Firmanın kurumsallık adına bir yol haritası olmalı.

• Firma başlangıçta satış odaklı değil, pazarlamaya yönelik kampanyalar üretmeli.

• Girişimci, firmayı en az 6 ay ayakta tutacak sermayeye sahip olmalı.

“KOBİ”lerin atladığı bir gerçek var; unutmayın ki PR ajansları, müşteriye ulaşmak konusunda çözüm değil, olsa olsa çözüm ortağınızdır.

Bir diğer hayati konu ise, işleriniz kötü gitmeye başladığında değil, yatırım sürecinde reklama yoğunlaşın. Söylememe gerek yok gerçi, tüm bunları yaparken en düşük bütçeyle en uzun ve etkili reklam kampanyası için plan yapmalısınız. Alakasız kampanyalarla bütçeyi şişiren ve reklam sürecini uzatan ajansa, “Çok para iyi reklam anlayışı OUT” hatırlatmasını yapmayı da unutmayın.

Kısacası çalıştığınız ajansı denetlemek ve ikaz etmek konusunda sakın çekingen davranmayın. Bunu hem “KOBİ” hem de şahıslar (şarkıcı, yazar, ressam, siyasetçi, iş adamı, yönetici, fotoğraf sanatçısı, bestekâr vs.) için söylüyorum.

Benim, no name (yeni çıkış yapacak şarkıcılar ve yazarlar) sanatçılara ve yeni kurulan firmalara yönelik uyguladığım dijital pazarlama kampanyasında “59 gün” kuralım vardır. Bu “59 gün” kuralıyla hedeflenen; bir arının bal peteğini örmesindeki gayreti, kontrollü sürati ve sabrıdır.

Belki bir gün bu kuralı daha ayrıntılı anlatırım. Şimdilik bu kadar yeter. Meseleyi özetlemek gerekirse reklam ve pazarlama süreci bir kompozisyondur. Her PR çalışması; giriş, gelişme ve sonuçtan ibarettir. Birinin eksikliği tüm emeğin boşa gitmesine ve kompozisyonun bozulmasına, anlamsızlığa ve verimsizliğe neden olur.

Marka Danışmanı, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya Uzmanı, Yazar, Eğitmen , Ajans Paradise

İlginizi çekebilir

Girişimcilik ve Ekonomi Odağında Bedelli Askerlik Meselesi
Girişimcilik
1605 Görüntülenme
Girişimcilik
1605 Görüntülenme

Girişimcilik ve Ekonomi Odağında Bedelli Askerlik Meselesi

Mürsel Ferhat SAĞLAM - 8 Ocak 2018

İlk üniversiteme 17 yaşında başladım. Tekirdağ’da okumuştum. İlk işimi ise 22 yaşında İstanbul’da kurdum. Aynı anda ikinci üniversitemi okuyordum ve…

İçerik Pazarlaması Olmadan Dijital Pazarlama Olmaz
Dijital Pazarlama
21 Paylaş140 Görüntülenme
Dijital Pazarlama
21 Paylaş140 Görüntülenme

İçerik Pazarlaması Olmadan Dijital Pazarlama Olmaz

Mürsel Ferhat SAĞLAM - 3 Ocak 2018

Reklam, pazarlama, marka zirvelerinde mutlaka senenin trendinden bahsedilir ardından konuşmacılar, panelistler çeşitli konularda bilgi ve tecrübelerini aktarırlar. Hemen herkesin ortak…

Lüks Markalar İçin Dijital Pazarlama Tavsiyeleri
Marka Yönetimi
64 Görüntülenme
Marka Yönetimi
64 Görüntülenme

Lüks Markalar İçin Dijital Pazarlama Tavsiyeleri

Mürsel Ferhat SAĞLAM - 31 Aralık 2017

Türkiye’de lüks konusunda “lüks eşittir moda” gibi bir yanlış karşılaştırma söz konusu. Bu anlayışın akabinde lüks marka yönetiminde de bazı…