PR Değişiyor Farkında Mısınız?

29 Aralık 2017
18 Paylaşım 55 Görüntüleme

“Yeterli olmak” hakkında ne düşünüyorsunuz?  Bunu soruyorum çünkü PR, her şeyden önce bir “yeterlilik” meselesidir. “Haklılık” bir sonraki leveldir. Söz konusu PR kampanyasıysa marka veya uzman olarak evvela yeterliliğinizi kanıtlamanız gerek. Daha sonra süreklilik, doğruluk, kalıcılık, benimsenme gibi ayırt edici faktörler devreye girer.

Çoğu marka, başlangıçta yakaladığı ve matematiksel olarak ispatlanmış şöhret ve ilgiye aldanıp PR’ın musluğunu kapatıyor ve tam markaya alışmaya başlayan potansiyel müşterileriyle arasına yeni bir duvar örüyor. Kısacası “yeterlilik” konusunda sınıfta kalıyor. Zamanı iyi belirlenmediği müddetçe PR’ı kısıtlamak zekice bir strateji ve kâr olmaktan çıkar ve markanın kazanmış olduğu kalite algısını tam tersine çevirir.

Halkla ilişkiler mesleğini sermayesi olduğu için değil de diploması sayesinde hak eden yani bu işin okulunu okumuş herkese ilk derste pazarlamanın, olmazsa olmaz “ilkeler zinciri”nden oluştuğu anlatılır. Bunlardan en meşhuru 4P olarak kavramsallaşan pazarlama karmasıdır.

PR’ı ayakta tutan 4 temel pazarlama ilkesini literatüre kazandıran duayen isim Philip Kotler, “4P”yi şu şekilde açmaktadır; Ürün (Product), Fiyat (Price), Dağıtım (Place) ve Tutundurma (Promotion)

Tutundurma, zincirin 4 temel elemanından sadece biridir. Bunu diğer 3’üne nazaran daha fazla önemsemenizi tavsiye ederim.

Ürün olmadan tutundurmanın ne önemi var?” diye düşünüyorsunuzdur kesin. Size kimya ders kitaplarından aşina olduğumuz bir espriyle karşılık vermek isterim. Cümle; “deney için gerekli fiziksel ortamın sağlandığı varsayılarak…” diye başlar. Hatırladınız mı? Ben de PR için gerekli ortamın yani ürün, fiyat, dağıtım gibi ilkelerin sağlandığını varsayarak direkt olarak “tutundurma”ya geçmek istiyorum.

Aslında “tutundurma”yı tutundurma yapan olgu PR uzmanının, kendi pazarlama anlayışını geliştirmesidir.

Bugün özellikle Türk firmalarının marka değerini arttıramama nedenlerinden biri PR / pazarlama konusunda herkesleşmeleridir. Bunun temelinde ise pazarlama / PR stratejilerinin standartların ötesine geçememesi yatar.

Bir patron veya genel müdür, gerçekleştirilecek PR kampanyası için PR yöneticisine ve PR yöneticisi de ekibine gereken inisiyatifi tanımalıdır. PR ekibinin standartların ötesinde bir tutundurma ve marketing stratejisi geliştirmeleri başarılı olsunlar veya olmasınlar her şeyden önce şirketin, markanın, patronun veya genel müdürün vizyonerliğine artı değerdir.

Mürsel Ferhat Sağlam - Dijital PR

Yerli şirketlerde hala “patron” odaklı işleyiş hâkimdir. Bu nedenle bilhassa patron vurgusu yapmak istedim. Çok büyük şirket yapılanmalarında dahi patron ani baskınlar yaparak ekibi, işleyişi denetleme gereği duyuyor. Bazen bir stajyere takılıp hem ekibi hem işleyişi tıkıyor. Bu benzeri saçmalıkları bizzat gördüm… Sahiden de geleneksel anlayışla işletilen şirketlerde patronlar ufak detaylara takılıyorlar ve asıl işlerini mesela yeni yatırımlara, pazarlara odaklanmayı ihmal ediyorlar. Sanırım bu, bizim yani Y kuşağının tam anlamıyla işleri ele almamasından kaynaklanıyor.

Önümüzdeki on yıllık süreçte bu tarz geleneksel yönetimleri daha az göreceğiz. Tabi bir de “ekibine inovasyon özgürlüğü” veren, müdahale etmek yerine gidişat hakkında bilgi almayı benimsemiş, yatırıma yani geleceğe odaklanan, misyon sahibi patronlar da var. Açıkçası Türkiye’deki başarılı pazarlama ve markalaşma kampanyalarının temelinde biraz da bu yatmaktadır. Zira şu bir gerçek ki özgür çalışan, ceza kaygısı yaşamayan ve takdir edilen profesyoneller ortaya daha verimli işler çıkarmaktadırlar.

Evet, bir şirketin, markanın; PR departmanı yahut markaya dışarıdan hizmet veren bir PR ajansı, hiç fark etmez; metin yazarından, grafikerine kadar herkes; departman yöneticisinden veya patrondan veya ajans başkanından korkarak iş yapıyorsa yani standartların ötesinde düşünemiyor ve üretemiyorsa orada kısa süre sonra kriz zilleri çalar. Çünkü her dünya vatandaşı gibi PR uzmanları da özgülüğü çok sever. Diğer mesleklerden farklı olarak PR uzmanları, reklamcılar, marka danışmanları özgürlüğü sevmekle kalmayıp onu hayata tutunmak için bir vasıta olarak görürler. O nedenle mesela reklamcılar çalışırken biraz serbest olmak isterler. Kısacası bir reklamcı yeni anlayışlar, stratejiler, planlar geliştirmek için konforlu bir ofisten yahut iyi bir maaştan ziyade özgürlüğe ihtiyaç duyar.

Türkiye’de PR denilince akla belli periyotlarda bülten yazmak, bu bülteni birkaç fotoğrafla süslemek ve belli başlı mecralarda yayınlatmaya çalışmak geliyor. Ancak bunlar 2000’li yılların stratejisi olamaz. Bu tip vasat stratejiler artık 90’larda kalmalı. Çünkü PR’ın sınırları dijitalleşmeyle birlikte oldukça genişledi. O yüzden Mevlana’nın dediği gibi “şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

Dijital, PR için başlı başına bir dünya oldu.  Sosyal medya, dijital için başlı başına bir dünya oldu. Facebook başta olmak üzere sosyal ağların her biri sosyal medya pazarlaması dolayısıyla PR için için başlı başına bir dünya oldu.

O halde standartların ötesini hedeflemek istiyorsak standart yöntemleri kullanmamak gerekir. Standartların ötesini anlamak, kullanmak ve yaşamak PR uzmanı için bir mecburiyettir. Bu zorunluluğu sürekli tutmak adına PR uzmanı sektördeki gelişmeleri an be an takip etmelidir. Eğer şimdinin kanalı dijitalse, sosyal medyaysa bir PR uzmanı bunlara hakim olmakla mükelleftir. İlla uygulayacak düzeyde değil. Uygulayıcıları denetleyecek ve anlayacak düzeyde bilse yine yeter. Fakat Türkiye’de PR’cılar henüz bu aşamaya dahi gelmiş değiller.

Burada bir geçmiş olsun denilecekse bu kendini geliştirmemiş olan PR’cılara, o PR’cılara iş vermek zorunda kalmış ajans başkanlarına ya da her daim bu PR’cılarla muhatap olmak zorunda kalan basın mensuplarına değil standartların ötesine geçememiş olan PR’cıya iş vermiş olan şirketlere denilmelidir. Hatta öyle bir geçmiş olsun denilmelidir ki bu seda o yerinde sayan PR’cılarda bir farkındalık oluşturabilsin…

Marka Danışmanı, Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya Uzmanı, Yazar, Eğitmen , Ajans Paradise

İlginizi çekebilir

Girişimcilik ve Ekonomi Odağında Bedelli Askerlik Meselesi
Girişimcilik
1606 Görüntülenme
Girişimcilik
1606 Görüntülenme

Girişimcilik ve Ekonomi Odağında Bedelli Askerlik Meselesi

Mürsel Ferhat SAĞLAM - 8 Ocak 2018

İlk üniversiteme 17 yaşında başladım. Tekirdağ’da okumuştum. İlk işimi ise 22 yaşında İstanbul’da kurdum. Aynı anda ikinci üniversitemi okuyordum ve…

İçerik Pazarlaması Olmadan Dijital Pazarlama Olmaz
Dijital Pazarlama
21 Paylaş141 Görüntülenme
Dijital Pazarlama
21 Paylaş141 Görüntülenme

İçerik Pazarlaması Olmadan Dijital Pazarlama Olmaz

Mürsel Ferhat SAĞLAM - 3 Ocak 2018

Reklam, pazarlama, marka zirvelerinde mutlaka senenin trendinden bahsedilir ardından konuşmacılar, panelistler çeşitli konularda bilgi ve tecrübelerini aktarırlar. Hemen herkesin ortak…

Lüks Markalar İçin Dijital Pazarlama Tavsiyeleri
Marka Yönetimi
64 Görüntülenme
Marka Yönetimi
64 Görüntülenme

Lüks Markalar İçin Dijital Pazarlama Tavsiyeleri

Mürsel Ferhat SAĞLAM - 31 Aralık 2017

Türkiye’de lüks konusunda “lüks eşittir moda” gibi bir yanlış karşılaştırma söz konusu. Bu anlayışın akabinde lüks marka yönetiminde de bazı…